15 Ekim 2018 Pazartesi

UHAFACE

ALLAH KURU İFTİRADAN SAKLASIN…!

Fahrettin Yokuş

Fahrettin Yokuş

E-Posta : fyokus@turkburosen.org.tr

Değerli Dostlar,

 
Her birimiz çocukluğumuzdan itibaren, yukarıdaki deyimi büyüklerimizden çok kez işitmişizdir. Aynı zamanda bir endişe ve korku ifadesi de olan “Allah kuru iftiradan saklasın” sözü, ayrıca bir temennidir. Bu deyim bir insan için o kadar önemlidir ki, “kuru iftiraya” maruz kalmak, yani tamamen asılsız bir suçlamaya muhatap olmak, insana o kadar acı verir ki, bu durumun verdiği acıyı ve yaşanılan travmayı en iyi maruz kalanlar bilir.
 
Bu bağlamda, “4/C’li Özelleştirme Mağdurları Platformunun” sözcüsü değerli kardeşim, dava ve mücadele insanı (4/C’li çalışan) Süleyman Üstün Bey, pek çok kamu görevlisi gibi “FETÖ Terör Örgütü” operasyonu nedeniyle, görevinden el çektirilen ve kuru iftiraya maruz kalan bir kamu çalışanıdır.
 
Onun mektubunu sizlerle paylaşmak istiyorum, başkaları bu acıyı çekmesin diye… Ülkeyi yönetenler, “kurunun yanında yaşı yakmasın” diye… Adalet yerini bulsun diye… Daha önemlisi, devleti yönetenler bir ihanetin bedelini masum insanlara ödetmesin diye… Bakınız, adaletin timsali Hz. Ömer Devlet yöneticilerine ne söylüyor; “Bir millete baş olmanın ilk ve en büyük şartı, adil olmaktır.” Yine Yüce Peygamberimiz, “Adalet güzeldir. Fakat devlet yöneticilerinde olursa daha güzeldir” buyuruyor. Bizim ülkemizi yönetenler çok şükür, Müslüman insanlar. İslam’da bir haksızlığın en büyük kul hakkı ve insanlık dışı bir işlem olduğunu bilirler. Ümidimiz o dur ki, bu şuurla zalimle mazlumu, suçlu ile suçsuzu ayıracak şekilde titiz davranırlar.
 
İşte o mektup;
 
EN UZUN YOL
 
Ülkenin bir karmaşa içinde olduğu günlerden bir gün. İşyerinde nefes almaksızın çalışmalar sürüyor. Çalıştığım yer, direkt darbe girişimi sonrası yaşanan durumla ilgili bir büro İnsan Kaynakları Şubesi. Kimsenin mağdur olmaması için evrak bekletmeden sürekli çalışıyoruz. Devlet ebed müddet prensibiyle yoğrulmuş yüreklerimiz, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünden yana. Arkamızdaki duvarda ve masamızda Türk bayraklı takvimler. Yoğun tempo arasında fırsat bulup bir bardak çay alıyorum. Bir yandan çayımı yudumlarken bir yandan sisteme bilgi girişine devam ediyorum. Derken bir telefonla irkildim. Telefondaki yönetici ve beni makamına çağırıyor. Herşeyi bırakıp gittim.
 
Müdürün elinde bir zarf, rengi sarı. Anladım hemen ne olduğunu yüzündeki ifadeden. Hiç tereddüt etmeden aldım ve baktım ne yazıyor diye. Okudukça yutkundum, yutkundukça kahroldum. Yıllarca fikri mücadele ettiğim gruba destek vermekten açığa alınmışım. Ne büyük bir acı yarab..! Kalem kırılmış, yapacak bir şey yok. Topladım eşyalarımı birkaç poşete, tuttum evin yolunu. Sabahları neredeyse koşa koşa geldiğim işyerinden yürüdüm helal rızkımı götürmeye çalıştığım yuvama. Yürüdüm aklımda deli sorularla.
 
Şimdi terörist denilenlerle beraber kol kola yürünürken itiraz eden başkası mıydı acaba diyerek.
 
Yürüdüm, açılım diye ülke zihinlerde bölünürken, yapmayın etmeyin diyen bir insanın nasıl devlet düşmanı olabileceğini düşünerek.
 
Yürüdüm, falan cemaatin abisinden, fişmekan derneğin başkanından emir alınmaz, kanun ve yönetmeliklere göre üstünden emir alınır diyen kimdi acaba diye şaşkınca.
 
Yürüdüm, milliyetçilik ayaklar altındayken, milli marşımız ırkçı, bayrağımız paçavra edilirken itiraz edip ses çıkaran üç beş kişiden biri ben değil miydim acaba diye kendinden şüphelenerek.
 
Yürüdüm, Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız diyen bir adam nasıl olur da şanlı devletimize kast edenlere destekle suçlanabilir.
 
Yolda eşim aradı nerde kaldın diye. O zaman anladım ki sabahları 10 dakikada gittiğim yolu, yarım saatte gidememişim. Sonra düşündüm niye diye? Anladım ki yüküm ağır. Yok yok. Çekmecelerimden topladığım elimdeki özel eşyamdan dolayı değil, vatanını ve milletini sadece işine gelince değil her zaman ve koşulsuzca sevmenin bedelinin ağır olduğuyla yüzleşmekten.
 
Bu yol, hayatımda yürüdüğüm en uzun süren yol oldu. Eve geldiğimde, gözyaşlarıyla beni karşılayan eşime söylediğim tek şey ağlama oldu. Ağlama, bizim hesabını veremeyeceğimiz bir şey yok.
 
Şimdi biliyorum ki hakkı tutup kaldıracak birisi, muhakkak ki çıkacaktır. Yüce devletim ve millet adına karar veren hukuk, gerçeği ortaya çıkaracak.
 
22.07.2016 / Süleyman ÜSTÜN


28 Temmuz 2016 Perşembe 19:03
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Devlet Bahçeli TBMM MHP Grubunda Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, 05 Nisan 2016 - Salı günü TBMM Grup

Devlet Bahçeli'den Diyarbakır Açıklaması !

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır, Mardin ve Şırnak'ta terör saldırıları nedeniyle açıklama

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Bahçeli Sert Konuştu, Herkes ayağını denk alsın!

Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet Bahçeli Twıtter adresinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Devlet Bahçeli Çanakkale Mesajı Yayınladı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL
UHAFACEYENİKATIL