16 Ekim 2018 Salı

Parke sistre cila

İkinci bir dil, bölünmeye yol açar

Fahrettin Yokuş

Fahrettin Yokuş

E-Posta : fyokus@turkburosen.org.tr

Millet; aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insanlar topluluğu  şeklinde tarif edilir. Bir toplumun millet olarak adlandırılabilmesi için; o toplumda, ortak bir dilin konuşulması, tarihi bir geçmişe sahip olmaları, gelecekte birlikte yaşama arzusu taşımaları  ve ortak duyguları paylaşmaları şarttır. Millet olmanın ve birlikte yaşamanın temelini dil, kültür ve geçmişin birikimi oluşturur.
Bu gerçek ortada iken, bölücü eşkıyanın dayatması sonucu siyasi iktidar dil birliğimizi ortadan kaldıracak projeleri tek tek ortaya koymakta, ülkemizde ikinci bir dilin yaratılmasına çanak tutmaktadır. Bu durum; milli birliğimize ve bütünlüğümüzü  parçalayacak  olan çok tehlikeli bir girişimdir. Kürtçe bir dilin olmadığı, bütün ilmi verilerle ortada iken; Kürt dili yaratılarak ayrı bir millet oluşturma çabaları utanç verici bir duruma gelmiştir. Bu husustaki tarihi gerçekleri burada ortaya koymak istiyoruz.
İlk Kürtçe Lügat
Rusya’nın Erzurum Konsolosu olarak görev yapmış olan Auguste Joba, ülkemizde bulunduğu süre içerisinde Kürtçe  üzerine çalışmalar yapmış, daha sonra da bu derlemeleri 1860 yılında yayınlamıştır. Sonrasında Sen Petersburg Bilimler Akademisi bu derlemeleri Kürtçe- Rusça- Almanca bir lügatta toplamıştır. Söz konusu Lügatta yer alan 8.378 kelime, Kürtçe diye ifade edilmiş, daha sonra Kürdolog V. Minorsky tarafından tasnif edilmiştir. Buna göre;
3.088 kelimesi Türkçe, 2.000 kelimesi Arapça, 1.030 kelimesi Farsça, 1.200 kelimesi Zend (İran) lehçesi, 370 kelimesi Pehlevi lehçesi, 220 kelimesi Ermenice, 108 kelimesi Keldanice, 60 kelimesi Çerkezce, 20 kelimesi Gürcüce, 300 kelimesininse kaynağı belli değil.
Burada da görüldüğü gibi Kürtçe bir dilin olmadığı, farklı dillerin karışımı olduğu ortaya çıkmıştır.
Bu hususta Ahmet Buran “Doğu Anadolu Ağızlarının Kelime Hazinesi” başlıklı araştırmasında Kürtçe’de var olan Arapça ve Farsça kelimelerin yüzde 80’inin Osmanlı Türkçesi, diğerlerinin ise bugün ki Türkçe’de var olan kelimeler olduğunu ifade etmektedir.
Diğer yandan Alman profesör De Groot, en az 1300 yıl öncesine ait Göktürk ve Uygur Türkçesinden 532 kelimenin, bugün “Kürtçe” diye ifade edilen ağızlarda hala kullanılmakta olduğunu tespit etmiş ve bu kelimeleri tek tek ortaya koymuştur.
Kürtlerden bir azınlık yaratma hatta daha ileri giderek bir Kürt Milleti yaratma niyetlerinin  temel hedeflerinden biri; Kürt dilinin varlığını belgelemektir. Ancak, Kürtçe denilen dil yapısal olarak incelendiğinde, ağırlıklı olarak Farsça, Arapça ve Türkçe’den esinlenerek oluşturulduğu görülmektedir.
Ünlü dil bilimcileri Veber ve Friç’in, “Kürt dili bir dil hamuru değil, bir söz yığınıdır ve herhangi bir millettin belli başlı varlığını göstermemektedir.” Olmayan bir dilin bir kültür ve uygarlık birikimi sağlaması mümkün değildir. Kürtçe aslında “diller karışımı bile olmayıp, kelimeler karışımı bir ağızdır.”
Vikipedi de ise, “Kürtçe başlı başına tek bir dil değildir. Birçok farklı lehçeden oluşan bir dil grubudur” denilmektedir.
“Profesör Vladimir Minovsky, Kürtçeyi, Kuzeybatı İran dillerinden biri olarak kabul eder. Ancak, bugün ki Farsçadan ayırır ve Kürtçenin farklı bir kökenden geldiğini ileri sürer. Gerekçe olarak ise;
Telâffuz farkları,  Şekil Farkları, Nahiv (cümle yapısı) farkları, Kelime farkları, Ses değişimleri farkları. Bu farklardan sonra Kürtçe eğer Sami kökünden değilse, yine Fars (Hint-Avrupai) değilse başka ne olabilir? Tabii, Ural-Altay kökenli…
Kürt toplulukları, heterojen(karışım) oldukları için ortak bir dilleri yoktur. Hatta daha ileri giderek şunu söyleyebiliriz; Kimin Kürt olduğu, kimin Kürt olmadığı, kimin Kürtçe konuştuğu, kimin Kürtçe konuşmadığı belli değildir.
Bunun en önemli göstergesi, Zorani-Kırmançi ve Zaza (Kürt kökenli olmadığı belgelenmiş) lehçelerinde bir ortaklık olmadığından, bu lehçeleri konuşanların birbirleriyle hiç anlaşamadıkları bir gerçektir. Bu hususta Rus tarihçisi İ. N. Gumilow, “Atasız ve tarihsiz toplumların ortak bir dili yoktur” demiştir. Kürtlerin alfabesi, yazılı edebiyatı ve ortak bir tarihinin olmadığı ilmen belgelenmiştir.” (Sadi Somuncuoğlu – Yeniçağ Gazetesi)
İhsan Nuri diye bir zat, Şeyh Sait ve Dersim isyanlarına karışmış, daha sonra İran'a kaçmıştır. İranlı’ların desteği ile kurduğu “Nejad-ı Kürt” adlı enstüti aracılığıyla yazdığı bir kitapta; “Ermenilerle, Kürtler aynı soydandır ve Ermeniler hristiyan Kürtleridir. Zerdüşt’te bir Kürt Peygamberi’dir” demiştir. Aynı şahıs, daha da ileri giderek “Nemrut'un, Kürt olduğunu” söylemiştir. (Bu iddiaları doğru bulmuyorum)
Kuzey Irak Özerk Bölgesinin Resmi Dili İngilizce..!
Bugün için Kürtçenin, bir yazı dili olmadığı gerçeği ilmen ortaya konmuştur. Diğer yandan Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurmaya kalkanlar, Kuzey Irak Özerk Bölgesi için Kürtçe bir Anayasa yazamamışlardır. Önce Arapça bir Anayasa hazırladılar, sonra “Sorani” lehçesine çevirdiler, yine olmadı… Ayrıca, Kürtçe bir eğitim dili olmadığı için, Kürtçe eğitimi hayata geçiremediler. Şu anda Kuzey Irak'ta eğitim dili İngilizce ve Arapça olarak uygulanıyor. Ancak Kürt Özerk Yönetimi, resmi dil olarak İngilizce’yi kullanıyor.
Bu tablo şu görüşü  de tam manasıyla netleştiriyor. “Müşterek lisanı olmayanlar, millet olamazlar. Başı boş sürülere benzerler.” Ayrıca, “Bir millet ancak, lisanda yaşayabilir.”
Kürt devleti sevdasında olanlar bile resmi dillerini İngilizce yapmışlar. Bizim hükümetimiz ise, kasaba ve şehir adlarını Kürtçe olarak değiştiriyor. Okullara Kürtçe seçmeli ders koyuyor. Kürtçe Televizyon kanalı açıyor. Sözün özü bunlarla da yetinmiyor, O bölgede Kürtçe dilinin alt yapısını oluşturmak için olağan üstü bir gayret sarfediyor. Bu gelişmeleri anlamakta güçlük çekiyoruz. Şimdi şu sorulara cevap arıyoruz;
Türk Devleti’ni yönetenlerin amacı nedir? Eğer Kürtçe bir dil ise; Kuzey Irak'ta neden resmi dil İngilizce? Anayasalarını neden Kürtçe yazamıyorlar? Çünkü, Kürtçe’nin bir alfabesi yoktur. Kürtçe yazı dili olarak kullanılamıyor. Bütün bu gerçekler gösteriyor ki, ülkemizde yeni bir dil yaratma çabaları, ne yazık ki, yeni bir millet oluşturma amacından başka bir şey değildir. Başbakan’ın geçtiğimiz hafta Van’da yaptığı konuşmada “Türk Milleti” ifadesini reddetmesi, bunun açık bir delilidir. Yine Diyarbakır’da peşmerge bozuntusu Barzani ile biraraya gelme kararı, Kürtçe afişlerle karşılanma hazırlığı bu hususta önemli bir göstergedir. Son söz olarak, kara günler kapıya dayanmadan uyan Milletim, derin uykudan uyan!


15 Kasım 2013 Cuma 10:03
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Devlet Bahçeli TBMM MHP Grubunda Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, 05 Nisan 2016 - Salı günü TBMM Grup

Devlet Bahçeli'den Diyarbakır Açıklaması !

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır, Mardin ve Şırnak'ta terör saldırıları nedeniyle açıklama

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Bahçeli Sert Konuştu, Herkes ayağını denk alsın!

Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet Bahçeli Twıtter adresinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Devlet Bahçeli Çanakkale Mesajı Yayınladı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL
yanuhakırmızılıuzun