19 Haziran 2018 Salı

UHAFACE

İSTANBUL İLİM, AHLAK VE ADALETLE FETHEDİLMİŞTİR

Fahrettin Yokuş

Fahrettin Yokuş

E-Posta : fyokus@turkburosen.org.tr

Bugün İstanbul’un fethinin 563. Yılını kutluyoruz. Bu vesile ile bir kere daha vatan topraklarını bizlere emanet eden ve şehadet şerbeti içmiş olan ecdatlarımızı rahmet ve şükranla yad ediyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un fethi hem Türk tarihi ve hem de dünya tarihi için çok önemli bir hadisedir. Bilindiği gibi İstanbul’un fethi ile “yeni bir çağ” açılmıştır. Yüce Peygamberin övgüsüne mazhar olmak için, pek çok Müslüman devlet tarihi süreç içinde İstanbul’u fethetmek için gayret etmiş ancak, bu fetih Türk Milleti’ne nasip olmuştur. Bu nedenle Peygamberimizin “İstanbul’u fetheden komutan ne güzel komutan. Fethe katılan asker ne güzel asker” buyruğu her Türk evladı için ecdadı adına gurur duyacağı bir övgüdür. İstanbul’un fethedilmesiyle; yeni bir çağ açılmış, Peygamberin övgüsü yerine getirilmiş, ilahi Kelimetullahın Avrupa’nın göbeğine yani Viyana’ya kadar yayılması sağlanmış ve İslam nizamı en muhteşem yıllarını yaşamış. Ta ki, Osmanlı’nın gerileme dönemine kadar olan 1700’li yıllara kadar… Burada esasen anlatmak istediğimiz husus; Osmanlı’nın ihtişamlı dönemi, özellikle Fatih dönemlerine baktığımız zaman böylesine bir başarıyı getiren üç temel unsuru görürüz. 1-Adalet, 2-İlim, 3-Ahlak… Eğer bir toplum adalet üzerine yönetiliyorsa, ilme yani eğitime, bilim adamlarına hak ettiği değeri veriyorsa, başta iş ahlakı olmak üzere, beşeri münasebetlerinde insanlar hak ve hukuk üzerineyse, o toplumun gelişmesinin ve kalkınmasının önünde hiçbir engel kalmamış demektir. Buradan hareketle birkaç örnek vermek isterim; İstanbul’u fethe giden asker üzüm bağlarının yanından geçerken bir salkım üzüm koparıp, parasını bağ koçanına bağlıyorsa… (Seferberlikte milletin malı askere helal olmasına rağmen) İstanbul’da esnaf, “bu sabah ben siftah ettim. Karşı dükkanda aynı fiyata bu mal var. Oradan alınız” diye müşterisini gönderiyorsa… Fatih Sultan Mehmet Han’ı bir Yahudinin kolunu kestirmesi nedeniyle “Kadı yargılayıp” ceza verebiliyorsa…. Fatih Sultan Mehmet Han’ın, Peygamberimizin de buyruğu olan “İlim Çin’de de olsa, gidin alın” sözü doğrultusunda medreselerde büyük matematikçi ve bilim adamlarını toplayarak, bilime en büyük değeri verebiliyorsa… İstanbul’u fethederken teknoloji olarak en büyük topları dökebilen Macar Usta’yı bulup getirebilmişse… O günün şartlarında gemileri karadan yürütebilecek bilgiye sahipse Osmanlı… Bütün bu olumlu şartlar içinde, bir millet neden dünyaya hakim olmasın? İşte bugünün ABD’si, dünün Osmanlı’sının ihtişam döneminde yapılanları yaptığı için ekonomide ve teknolojide “süper güç” olmuştur. O günlerden bu günlere nasıl geldiğimizi tarih kitapları elbette yazıyor. Ancak, Osmanlı Devleti 17. Yüzyılda matematik derslerini medreselerden çıkarmış maalesef ilme en büyük darbeyi vurmuştur. İş işten geçtikten sonra 1912 yılında aklı başına gelip, matematik ve coğrafya derslerini tekrar medreselere koydurmuştur. Bu gerçekte şunu gösteriyor; ilme ne kadar uzak kalırsan, teknoloji ve gelişmişliğe de o kadar uzak kalırsın. Aynı dönemlerde matbaayı bile “gavur icadı” diye ülkeye sokmak istemeyen bu zihniyet, yani o dönemdeki devlet yöneticileri, bu günlerdeki çaresizliğimizin ve kendi ayakları üzerinde duramayan bir millet olmamızın alt yapısını hazırlamışlardır. Ülkemizdeki acı gerçeği Amerika’da yaşayan, Nobel Kimya Ödülünün Türk sahibi Aziz Sancar bir kez daha ülkemizde anlatıyor. Diyor ki, “Uyanın, ey güzel ülkem, uyanın..!” İlim diyor, Eğitim diyor, Çok çalışmak diyor, Çok Üretmek diyor. Haydi diyor, “Önce ilme, ilim adamlarına kapıyı açın. ARGE’ye yani teknolojik araştırma ve geliştirmeye daha çok pay ayırın. Dünyada markalaşacak ürünler üretin” diyor… En önemlisi de şu gerçeği haykırıyor. “İslam dünyası (bunun içinde Türkiye’de var) son 500 yılda bilime doğru dürüst bir katkıda bulunmamıştır” diyor. Ve bu acı gerçeğin telafisi için de, “Çocuklarımızı bilim yapmaya teşvik etmekten başka bir şey tavsiye edemem” diyor. Gururumuz Aziz Sancar başka bir Türkiye gerçeğini daha bize söylüyor; “Ben Türkiye’de bulunduğum sürece ne televizyon seyrediyorum, ne de gazete okuyorum. Çünkü hep kavga var. Sosyal sorunlarımızı çözüp, ilme yönelmeliyiz” diyor. Sözün özü, bir milletin refahı, huzuru ve gelecek kaygısı yaşamadan varlığını sürdürebilmesi için adalet, ilim ve ahlaki değerleri en üst düzeye çıkarması elzemdir. Yunus diyor ki; “İlim ilim bilmektir. İlim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsin Ya nice okumaktır.” İlimsiz millet, yolunu kaybetmiş gemiye benzer…


29 Mayıs 2016 Pazar 15:27
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Devlet Bahçeli TBMM MHP Grubunda Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, 05 Nisan 2016 - Salı günü TBMM Grup

Devlet Bahçeli'den Diyarbakır Açıklaması !

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır, Mardin ve Şırnak'ta terör saldırıları nedeniyle açıklama

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Bahçeli Sert Konuştu, Herkes ayağını denk alsın!

Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet Bahçeli Twıtter adresinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Devlet Bahçeli Çanakkale Mesajı Yayınladı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL
UHAFACEYENİKATIL