19 Haziran 2018 Salı

Parke sistre cila

Sendikaları kapatan zihniyet

Fahrettin Yokuş

Fahrettin Yokuş

E-Posta : fyokus@turkburosen.org.tr

Dünyada yaygınlaşan küreselleşme ile birlikte vahşi bir rekabet yaşanmaktadır. Kapitalist sömürü düzeni her geçen zaman içinde daha da yaygınlaşmaktadır.
Emek, en kıymetsiz değer haline gelmektedir. Teknolojinin gelişmesi, insan gücünün fabrikalarda daha da az kullanılmasına vesile olmaktadır.
İstikrarı yakalayamamış ve insan planlamasını doğru yapamamış ülkelerde, işsizliğin yoğunlaşmasıyla birlikte, emeğin sömürüsü de yaygınlaşmıştır.
Ülkemizde son 10 yıldır, güçlü ve tek başına bir siyasi iktidar vardır. Aslında bu durum ülkemiz için önemli bir avantajdır. Bilindiği gibi, Türk demokrasisi, koalisyonla yönetilme becerisini bugüne kadar gösterememiştir. Bu güne kadar ülkemizde verimli bir koalisyon hükümetleri süreci de yaşanmamıştır.
Tek başına ve yeterinden fazla milletvekili çıkartarak iş başına gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu süreçte; toplumsal barışı sağlayacak, milli geliri adil olarak dağıtacak ve kronikleşmiş sorunların üstesinden gelecek bir politikayı başarı ile hayata geçirmesi beklenirdi. Maalesef bu yolda tatmin edici ekonomik ve sosyal politikalar gerçekleştirilememiştir.
Bu konuda birkaç örnek vermek gerekirse; Özellikle son 10 yılda milli gelir her yıl reel olarak ortalama %6’ların üstünde büyümüş olmasına rağmen, bu büyümeden toplumun tüm kesimi payına düşeni alamamıştır. Ne memurlar, ne emekliler ne de asgari ücretli çalışanlar…
2002 yılında TÜİK verilerine göre, en üst gelirli %20’lik kesim ile en alt geliri olan %20’lik nüfus arasındaki gelir farkı 6,4 kat iken, 2012 yılında bu rakam 8,5 kata yükselmiştir. Ayrıca, dünyada son 10 yılda, milyoner ve milyarder sayısı en çok artan ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Yine ülkemizde her geçen gün yoksul sayısı artarak devam etmektedir. Şu anda yaklaşık 17 milyon nüfusumuz, yardımlarla yaşam mücadelesi vermektedir.
Demokratikleşme hususunda ise, onca düzenleme yapılmasına rağmen, batı normlarında bir yargı sistemine kavuşulamamıştır. Anti-demokratik yollarla yapılan dinlemeler neticesinde, ülke bir “korku cumhuriyetine” dönüşmüştür.
Cezaevlerinde mahkum ve tutuklu sayısı, nüfus artışımızı en az 10’a katlayarak artmıştır. Uzun tutukluluk süreçleri ve bazı yargı kararları “taraflı yargı” algısını yaygınlaştırmıştır.
Bu süreçte özellikle, 12 Eylül 2010 yılında yapılan kısmi Anayasa değişikliği ile pek çok anti-demokratik yasa ve uygulamanın ortadan kaldırılacağı, daha demokratik bir ülke olacağımız iddiası ise,  toplumumuzu sükut-u hayale uğratmıştır.
Anayasamızın, herkesin örgütlenme hakkını güvence altına almış olmasına ve bir kısım İLO sözleşmelerinin altında devletimizi yönetenlerin imzalarının bulunmasına rağmen, sendikal örgütlenmenin önünde hükümet eliyle engeller çıkartılmaktadır
Başta emekliler olmak üzere, askeri sivil memurların, emniyet mensuplarının ve yargıçların sendikal örgütlenme hakları engellenmiştir.
1995 yılında kurulan ve ağırlıklı olarak işçi emeklilerini kapsayan Emekli-Sen ile 1999 yılında kurulan Türk Emekli-Sen (Türkiye Kamu-Sen’e bağlı) maalesef bu iktidar döneminde kapatılmıştır. Ayrıca bu iktidar döneminde kurulan Emekli-Bir Sendikası da aynı akıbete uğramıştır. Yine hakim ve savcıların kurduğu Yargı-Sen kapatılmıştır.
Bir yıl önce askeri sivil memurların kurduğu Sime-Sen ise mahkemeliktir. Yaklaşık 4 ay önce kurulan Emniyet-Sen’de, emniyet çalışanlarının haklarını aramak için yola çıkmış, onların da yolları kesilmiştir. Kurucuları bugün bir yandan mahkemeye verilmiş diğer yandan da memuriyetten atılma ile yüz yüze getirilmiştir.
Başbakanımızın ve kabine üyelerinin, iktidara gelmeden önce ve iktidarları süresince belki de en çok kullandıkları sözcüklerin başında; “daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük ve daha fazla insan hakları” ifadeleri olmuştur.
Bu bağlamda Başbakan, “yola çıkarken ileri demokrasi dedik” demiştir. AKP’ni “İleri Demokrasi” adı verilen kitapçığında ise şu ifadeler yer almıştır; “10 yılda, 87 değişik alanda demokratikleşme adımları atıldı… Örgütlenme özgürlüğünü Avrupa standartlarına uygun hale getirdik.”
Yine iktidar partisinin demokratik açılım kitapçığında, “AK Partinin kuruluş ilkelerinden birisi de Cumhuriyetimizin, demokratik, şeffaflık ve özgürlük alanlarını genişletmek” ifadeleri yer almıştır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. 
Ancak uygulamalara bakıldığında, ülkemiz gerçekten daha demokratik bir süreç mi yaşıyor, yoksa geriye mi gidiyor?
Elbette bu soruya ortak bir cevap bulmak oldukça güçtür. Ancak bir tek gerçek vardır. İktidar yandaşı olanların bu hususta hiçbir kaygıları yok, çünkü onlar kendileri adına oldukça demokratik bir ülkede yaşıyorlar. Ancak yandaş olmayanlar, hele hele hükümetin haksız ve hukuksuz uygulamalarına itiraz edenlerin ise yaşadıkları ülkelerinde demokratik hakları geriye gitmektedir. Çünkü, siyasi iktidara boyun bükmeyenler için ülke “Korku Cumhuriyetine” dönüştürülmüştür.
Sendikaları kapattıran siyasi anlayışın, ileri demokrasi sözcükleri içine girmesi mümkün değildir.


15 Ocak 2013 Salı 14:41
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Devlet Bahçeli TBMM MHP Grubunda Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, 05 Nisan 2016 - Salı günü TBMM Grup

Devlet Bahçeli'den Diyarbakır Açıklaması !

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır, Mardin ve Şırnak'ta terör saldırıları nedeniyle açıklama

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Bahçeli Sert Konuştu, Herkes ayağını denk alsın!

Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet Bahçeli Twıtter adresinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Devlet Bahçeli Çanakkale Mesajı Yayınladı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL
yanuhakırmızılıuzun