19 Haziran 2018 Salı

UHAFACE

Toplu sözleşme öncesi gelişmeler

Fahrettin Yokuş

Fahrettin Yokuş

E-Posta : fyokus@turkburosen.org.tr

.

Memur ve memur emeklilerinin 2014 - 2015 yılları ekonomik ve sosyal haklarının belirlendiği toplu sözleşme süreci, Ramazan Bayramı öncesinde jet hızı ile tamamlandı. Sendika ve Konfederasyonların binin üzerinde konu başlığında memur sorunlarını taşıdığı toplu sözleşme masası, memurlar açısından büyük bir hayal kırıklığı ile sonlandı.
Sonuçları itibariyle; daha da uzun süre tartışılacağı anlaşılan bu sürecin perde arkasındaki gerçekleri görmeden doğru tahlil ve sonuçlara ulaşamayız.
Öncelikle 3 yıl geriye, 2010 yılı 12 Eylül öncesi “Kısmi Anayasa Değişikliği Referandumuna” gidelim. Bu referandumdan “evet” çıkarsa memurlara “Toplu Sözleşme Hakkı” verilecek, ancak daha önceki yasada bağımsız olan Uzlaştırma Kurulu yerine, 11 üyeden 7’sini hükümetin atadığı bağımlı “Kamu Görevlileri Hakem Kurulu” olacak.
Böyle bir değişikliğin memurlar için “tuzak ve aldatmaca” olduğunu bizler anlatmaya çalıştık. Ancak bugün masada tek yetkili konfederasyon olarak böbürlene böbürlene oturanlar, bu Anayasa değişikliğine hükümetten daha fazla destek çıkmış, “Evlenirken bile bu kadar heyecanla evet dememiştik!” yazılı pankartlarını, Başbakan’ın mitinglerinde taşımışlardı. Sonuçta kısmi anayasa değişikliği halkın %58 oyu ile gerçekleşmişti. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında yapılan toplu sözleşme görüşmeleri sonrası, 3 konfederasyona bağlı sendikalar uzlaşamayarak, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurmuştu. Sonuçta memurlar lehine doğru dürüst bir artış olmamış, bununla birlikte malum konfederasyon adına hakem heyetinde temsilci olarak bulunan şahıs da hükümetin teklifine destek vererek, memurları yüz üstü bırakmıştı.
Dünya alem bilir ki, malum yetkili konfederasyon, mevcut iktidar tarafından en mükemmel şekilde beslenip büyütülmüş, bugünkü hormonlu yapısına ulaştırılmıştır. Sendikacılığın gereklerinin %10’unu bile yerine getirmeden, sadece yandaşlık ve iktidar şakşakçılığı karşılığında dünyada büyüme rekoru kıran tek memur konfederasyonu olarak tarihe geçmiştir.
Bu yapıdaki sendika ve konfederasyonların, “sahibinin sesini dinleyeceği” ve asla bağımsız davranmayacağı ortadayken, memurlarımızın büyük bir beklentiye sokulmasının en önemli nedeni; söz konusu konfederasyona bağlı sendikaların, “Yetkilerin çoğu başka sendikalarda olduğu için haklarınızı alamıyorsunuz, hükümet vermiyor. Yetkiyi bize verirseniz haklarınızı biz alırız. Çünkü biz hükümetin sendikasıyız” diyerek, yetkili sendika sayılarını artırmışlar ve memuru ümitlendirmişlerdir. Ancak görülmüştür ki, yandaş ve candaş olmanın hak almada hiçbir faydası olmamış ve memurlar aldatılmışlardır.
Başka önemli bir husus ise, bu yılki toplu sözleşme süreci bile bile kısa tutulmuştur. Bayram öncesine denk getirilerek toplumda fazla konuşulmasının ve tartışılmasının önüne geçilmiştir. Genel kanaat bu hususta, “bayram öncesi bu işi bitirin” talimatının Başbakan tarafından verildiği noktasındadır ki; işaretler hep onu gösteriyor. Zaten Ramazan ayı içinde Başbakan, malum konfederasyonun iftar yemeğine de katılarak onları onurlandırmıştır!
Bir önceki toplu sözleşmede, öğretmenlere ek ödeme artışı yapılmamıştı. Bu konuda oldukça sıkıntı yaşayan malum konfederasyon aslında zevahiri de bu vesile ile kurtarmış oldu kendince. Gerçi 75+75 TL eğitim-öğretim yardımı yeterli olmasa da, öğretmen maaşlarının emsal memurların 200 TL altında da kalsa, bu kazanım kendilerince eleştiriler karşısında tutunabilecekleri bir dal olarak tezahür etmiştir.
İktidar, malum yandaş konfederasyona, “önümüzde seçimler var. Ülke ekonomisi eskisi kadar iyi değil. Verdiğimize razı olacaksınız ve arkasında duracaksınız. Toplu sözleşme masasından çıkan sonuçları allayıp, pullayıp anlatacaksınız” talimatını vermiştir. Bu talimat doğrultusunda Ahmet ve saz arkadaşları şimdi hep birlikte, “Toplu sözleşme masasından nasıl zaferle(!) ayrıldık” şarkısını söylüyorlar.
Ancak bu husustaki tek gerçek, memurların iktidar ve yetkili konfederasyon yöneticileri tarafından aldatıldıklarıdır.
Elbetteki iktidarlara bağımlı sendika ya da sözde sivil toplum örgütlerinin emir ve talimat almaktan öte bir fonksiyonları olamaz. Bu nedenle de mensuplarının haklarını ne koruyabilirler, ne de geliştirebilirler. Bütün sorun bu gerçekler ortada iken, bu sendikalara memurlar tarafından verilen desteğin sürdürülmesidir. Bu durumun da sosyolojik açıdan ciddi bir şekilde irdelenmesi gerekir.
Not: Bir sonraki makalemde toplu sözleşme süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulunacağım.


29 Ağustos 2013 Perşembe 02:17
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Devlet Bahçeli TBMM MHP Grubunda Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, 05 Nisan 2016 - Salı günü TBMM Grup

Devlet Bahçeli'den Diyarbakır Açıklaması !

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır, Mardin ve Şırnak'ta terör saldırıları nedeniyle açıklama

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Bahçeli Sert Konuştu, Herkes ayağını denk alsın!

Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet Bahçeli Twıtter adresinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Devlet Bahçeli Çanakkale Mesajı Yayınladı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL
UHAFACEYENİKATIL