19 Ekim 2018 Cuma

UHAFACE

Torba yasa, devlet memuru olgusunu yok edecek!

Fahrettin Yokuş

Fahrettin Yokuş

E-Posta : fyokus@turkburosen.org.tr

Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlanılan Torba Yasa’da memurları ilgilendiren bir düzenleme var ki, yasalaşırsa çalışanların felaketi olacak. Söz konusu düzenleme 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 28. Maddesinin (1) nolu fıkrasına eklenmek istenmektedir.

Metinde yer alan ifadeler şöyledir; 
“…Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, görevden alma, göreve son verme, naklen veya vekaleten atama, yer değiştirme, görev ve unvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak verilen iptal ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının gereği iki yıl içinde; ilgilinin kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanması suretiyle yerine getirilir.”
“Kamu görevlileri hakkında yapılan bu tür idari tasarruflar; telafisi güç veya imkansız zararlar doğurmaz.”
“Kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, görevden alma, göreve son verme, naklen veya vekaleten atama, yer değiştirme, görev ve unvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak verilen iptal ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının gereğini yerine getirmeyen kamu görevlisi hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması yapılamaz; ancak disiplin hükümleri saklıdır.”
Hükümet 4 ay önce, “Paralel yapıyı” bahane ederek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. Maddesini, 
“…Danıştay veya İdare Mahkemeleri idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir…” 
şeklinde değiştirmiştir.
Yukarıda ifade edilen İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. Maddesi ile 28. Maddesinde yapılması düşünülen değişiklik birbiriyle çelişmektedir. 27. Maddede idari işlemlerin yargıya götürülebilmesi için, iki gerekçenin birlikte oluşması gerektiği ifade edilmektedir. Birinci gerekçe “Telafisi güç ve imkansız zararların doğması”, ikinci gerekçe ise “İdari işlemlerin açıkça hukuka aykırı olması.” Ancak,  28. Maddede sayılan memuru görevden almadan tutunda, iş akdinin feshine kadar idarenin tüm tasarruflarının “Telafisi güç ve imkansız  zararlar doğurmayacağı” kanun maddesinde yer almıştır.
Bu haliyle iki madde arasında çelişkinin ötesinde, 28. Maddede sayılan hususlarda yani iş akdinin feshinden, yer değiştirmelere kadar hak mahrumiyetine uğrayan memurlar, mahkemelere başvursalar da sonuç alamayacaklardır.
Bilindiği gibi 4 ay önce İdari Yargılama Usulü Kanunu 27. Maddesi değiştirilerek, idare mahkemelerine, yürütmeyi durdurma taleplerini zorlaştırıcı hükümler getirilmiştir.
Aynı kanunun 28. Maddesinde getirilen değişiklikle, bu kapı yani yargı da hak arama tamamen kapatılıyor. Yargıdan karar çıksa bile yargı kararlarını yerine getirmek idarenin keyfiyetine bırakılıyor.
Yasanın eski halinde yargı kararlarının 30 gün içinde yerine getirilmesi şartı vardı. 
Değişiklik teklifinin başlıca sakıncaları şunlardır:
1-Anayasa’ya aykırıdır.
2-Hukuk by-pass edilmektedir.
3-Temel insan haklarına aykırıdır.
4-Memurun iş güvencesini ortadan kaldırmaktadır.
5-Uluslararası sözleşmelere aykırıdır.
Düzenlemenin Memurlara Vereceği Zararlar;
Her yıl on binlerce memur, tayin, sürgün, disiplin kovuşturması, görevden alma, maaştan kesme ve iş akdi feshi gibi çeşitli cezalara çarptırılmaktadır. Bu tür uygulamaların büyük bölümü idarenin ayrımcı tutumu ve keyfiyetçi anlayışı ile gerçekleşmektedir.
İdarenin keyfi ve ayrımcı tasarruflarına karşı memurun elinde dava açma hakkı ve bu yolla hakkını arama imkanı vardı. Bu düzenleme gerçekleşirse bu hakkı da elinden alınmaktadır.
Haksız yere iş akdi fesh edilen memur, mahkemeye başvurup, yürütmeyi durdurma kararı alsa bile, idare 2 yıl sonra kararı işleme koyacak. Koymazsa cezai bir yaptırımı da olmayacak. Yani, idarecinin keyfine kalacak. Böylece, mahkeme kararının hiçbir anlamı olmayacak.
Aynı şekilde unvanı elinden alınan memur, sürgüne gönderilip aile bütünlüğü bozulan memur, maaş kesme cezası alan memur, görev yeri değiştirilen memur, her ne sebeple olursa olsun hak kaybına uğrayan memur aynı süreyi bekleyecek. Süre sonunda yani mahkeme kararından 2 yıl sonra iadeyi itibar yapılması da mümkün olmayacak, idarecinin keyfine kalacak. Ayrıca, aynı kadroya da atanması söz konusu olmayacak. Çünkü, torba yasa tasarısında yer alan 28. maddenin 1. Paragrafında şu ifadeler bulunmaktadır; 
“….. Verilen iptal ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının gereği iki yıl içinde, ilgilinin kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanması suretiyle yerine getirilir.”
Memuru köleleştiren, devlet memuru olgusunu ortadan kaldıran bu zalimce düzenlemeye şerefli her Türk memuru itiraz etmelidir.


01 Temmuz 2014 Salı 13:54
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Devlet Bahçeli TBMM MHP Grubunda Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, 05 Nisan 2016 - Salı günü TBMM Grup

Devlet Bahçeli'den Diyarbakır Açıklaması !

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır, Mardin ve Şırnak'ta terör saldırıları nedeniyle açıklama

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Bahçeli Sert Konuştu, Herkes ayağını denk alsın!

Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet Bahçeli Twıtter adresinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Devlet Bahçeli Çanakkale Mesajı Yayınladı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL
UHAFACEYENİKATIL