19 Haziran 2018 Salı

Parke sistre cila

MİLLİ KİMLİK VE KİMLİĞİMİZ

Prof.Dr.Kaya Tuncer Çağlayan

Prof.Dr.Kaya Tuncer Çağlayan

E-Posta : ktuncerc@hotmail.com

 Kimlik bir ferd için ne kadar kıymetli ise bir toplum için daha fazla kıymet taşır. Ferdler aidiyetleri sayesinde bedenlerine, akıllarına ve gönüllerine anlam kazandırır ve özel kişilik ya da şahsiyet olurlar. İki erkek veya kadın bedeni fizyolojik açıdan birbirine benzer. Ancak ikisine birbirinden farklı kılan şey onların kimlik kaynağı olan aidiyetleridir. Bu aidiyetlerinin başında aileleri, dilleri, ailenin tarihçesi, inançları gelir. İklim şartları ve bölgesel diğer etkiler o ferdin şahsiyetinin tamamlanmasında önemli rol oynar. Eğitim seviyesi ve mesleki kazanımları da şahsiyetinin son noktalarını oluşturur. Bunun gibi milletlerin de kendine has kimlik özellikleri vardır ki bu özellikleri diğer milletlerden onları farklı kılarak, siyasi ve kültürel bir cemiyet haline gelmelerini sağlar.

Milletlerin kimlik kaynaklarının başında ırk/soy gelir. Soy yaratılıştan gelen bir lütuftur. Seküler bilim anlayışında böyle bir tanım kabul edilmemekle beraber inanç ekseninde bakıldığında Yaradan Allah’ın yaratma kudretinin bir tecellisidir soy. Allah Kuran-ı Keriminde insanları kavim kavim ya da farklı ırklar halinde yarattığını beyan etmektedir. Bilimsel açıdan bakıldığında milletlerin kendilerine has ortak genlerinin olduğu bugün kabul edilen bir gerçektir. Genetik olarak iskelet ve kas yapısı itibariyle milletler ortalama benzerlikler üretmiştir.

Millet kimliğinin ikinci önemli kaynağı dildir. Bir milletin ortak iletişim aracıdır. Dil ile eşyaya yüklenen anlamlar sese dönüşür. Eşyaya ve duygulara, fikirlere verilen anlamlar milletin mensuplarının gönül dünyasının ifadesi olarak gelişir. Sevginin ve öfkenin, güvenin ve korkunun ifadesi ortak dilde gönül birlikteliğini ortaya koyar. Dil, bir milletin şifresidir. O şifreyi kullanan mensuplar bir imtiyazı üzerinde taşıdıklarını bilir. O imtiyaz ise büyük bir aileye mensup olma duygusudur. Milleti bir arada tutan en büyük çimento dildir. Dil birliği milletin birliğinin teminatıdır. Çimentoda meydana gelecek bir çatlak milletin birliğinin parçalanması sürecini başlatacaktır. Soyca/ırkça aynı milletten olmayan ferdler dil açısından farklı bir dil gurubuna mensup olarak o millete aidiyet duygusu taşıyabilir. ABD başkanı Obama’yı Amerikan kültürüne ait değildir diyebilir misiniz? Ya da “Gel tezkere”nin icracısı merhume Esmeray’ı Türk kimliğinin dışında görebilir misiniz? Göremezsiniz. Soy ilahi bir takdirdir. Ama dil aidiyeti tercihen sizi bir başka milletim mensubu yapabilir.

Millet kimliğinin üçüncü kaynağı dindir. İnançlar her milletin hayatında faklı şekillerde de olsa etkili olmuştur. Eşyayı anlama ve tanımlama da, Dünyayı yorumlamada, bu dünya sonrası inanışları şekillendirme de, en başta isimlerimiz ve ibadet şekillerimiz olmak üzere sosyal davranışlarımızın pek çoğunda mesela cenaze ve düğün merasimlerinde, doğum sonrası bazı ritüellerde, felsefi olarak ferd ve millet olarak kendisini anlamlandırmada ve öteki gurubunu oluşturma da din önemli bir belirleyicidir. Yüzlerce yıl süren din savaşları, özellikle Avrupa’daki mezhep savaşları dini Saiklerin etkili olduğu insanlık tarihinin önemli olaylarıdır. Haçlı seferlerinin izleri günümüzde halen sürmektedir. Ortadoğu’ya yapacağı işgali bir crusade/haçlı seferi olarak tanımlayan Bush aslında bilinçaltındaki İslam dünyasına bakışını dışa vurmuştur.

Tarih yine bir milletin önemli kaynakları arasında yer alır. Tarihi olayların sebepleri ve sonuçları, bir halk yığınını bilinçli bir bütüne dönüştürebilir veya ayrıştırabilir. Miletlerin ortak kaderi diye tanımlayabileceğimiz tarih ortak acıların ve sevinçlerin yoğrulması ile toplulukları birbirine benzeştirir. Bunun pek çok örneği tarihten verilebilir. İnsanoğlu genellikle gelecek kaygısı taşır. Hem kendisi ve ailesi için hem de kendisi ve ailesi adına bir gelecek hayal ettiği ortamın oluşabilmesinin teminatı olan büyük ailesi milleti adına kaygı duyar. Geleceğin ne getireceğini kestirmek mümkün değildir. Ancak geçmişin izleri geleceğin işaretleridir. Bu sebeple tarih gelecek inşasının vazgeçilmez kaynağıdır. Tarih maddi ve manevi cephesiyle ortak değerlerin var olma mücadelesinin adıdır. Bu gün büyük devletler, tarihlerinde ki en ufak bir hadiseyi bile ihmal etmemekte, onu bir şekilde milli hafızaya kaydetmenin farklı yollarını kullanarak kimliklerini güçlendirmede kullanmaktadır. Avustralya ve Yeni Zelandalı binlerce gencin her yıl mart-nisan aylarında Çanakkale’ye devlet destekli olarak gönderilmelerinin bir anlamı vardır. Ortak tarih bilinci ile milli kimliklerini perçinlemek istemektedirler. Çünkü milli kimliğin, var olma kavgasının milletler arası arenasında çok mühim bir silah olduğunun farkındadırlar. Bu silah ne kadar güçlü ise ülke için fedakârlık duygusu o kadar yüksek olmaktadır.

Coğrafyanın millet kimliğinin inşasında ve korunmasında etki sahibi olduğunu söylemek mümkündür ancak yukarıda zikredilen unsurlar kadar büyük bir etkiye sahip değildir. Coğrafya daha çok milli kimliklerin siyasi bir teşkilata dönüşmesinde rol oynar. Bu gün Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında yaşayan Kerkük-Musul, Kıbrıs, Balkan ve Avrupa’daki soydaşlarımız ile 22 yıldır bağımsızlığına kavuşmuş Kafkasya ve Orta Asya’daki soydaşlarımız ve halen Çin ile Rusya’nın idaresi altında olan Tatar ve Doğu Türkistanlı soydaşlarımız büyük Türk Milletinin parçalarını oluşturur. Benzer şekilde Araplar ve İngilizler için farklı siyasi sınırlar ve coğrafi bölgelerde bulunmaları Arap veya İngiliz olmalarını engellemez.

Destanlar mitolojik hikayeler gibi görünse de yazılı olmayan tarihlerden yazılı tarih döneme geçişte önemli kimlik kaynağı olma özelliği taşır. Her büyük milletinin olağanüstülük atfedilen mitolojik kahramanları ve bu kahramanların hikayesi vardır. Destanlar milletlerin ilk atalarının yaşayan torunlarına seslenişidir. Basiretli milletler destanlarına sahip çıkarak köklerinin sağlamlılığını adeta göstermek ister. Destanlarını itibarsızlaştırmak aklı selim sahibi yöneticilerin müracaat edeceği bir yol değildir.

Bütün unsurlar ışığında bakacak olursak Türk kimliğini oluşturan unsurlarımızın temel kaynaklarını ırkımız/soyumuz, Türkçemiz, dinimiz ve tarihimiz olarak belirtmek mümkündür. Soy olarak Türk ırkından olmayan ama Türkçe konuşan bir Müslüman Türk’tür. Hıristiyan olan ama ırkı/soyu Türk olan ve doğal olarak Türkçe konuşan Türk’tür. Hıristiyan Gagavuzlar nasıl Türk’se, Türkiye’de yaşayan ve Türkçe konuşan Müslüman etnik unsurlar Türk’tür.

Türk kimliği devletimizin siyasi olduğu kadar kültürel çimentosudur. Bu kimliği yekvücut bir kimlik görmemek, hayali 36 etnik guruba bölmek Türk devletinin ve milletinin geleceğini karartmak demektir. Türk milletinin en büyük gücü milli refleksidir. Milli refleksi olmayan halklar omurgasız insanlar topluluğuna döner. Bu tip toplumlar, mankurtlaşmıştır. Efendisinin emirlerine amade hale getirilmiş demektir. Türkiye’nin geleceğine yön veren kadrolar bunun büyük bir tehlike içerdiğini görmelidir. Millet kimliğini parçalayarak onu tekrar başka bir kimlik etrafında toparlayamazsınız. Osmanlı Devleti’nin yıkılış sürecinde gayr-i Müslimleri kullanan emperyal güçler, Türkiye’de Müslüman azınlık oluşturma ve onları kullanma politikası izlemektedir. Bu politikayı oynama fırsatı verecek adımlar atılmamalıdır.

Dini ümmet kimliği inanan müminler için mühimdir. Ancak ümmet tanımında bir gerçek göz ardı edilmektedir ki ümmet Müslüman Milletler Birliğinden oluşmaktadır. Milli kimliği boşaltılmış Müslüman tanımı hem Ayetle hem de Hadisle ters düşmektedir. Ayrıca tarih bize göstermektedir ki din adına yapılan mücadeleler de bile mili guruplar başı çekmiştir. Afrika bunu en güzel örneğidir. Bu gün Afrika’da ağırlıklı olarak üç dil konuşulur: İngilizce, Fransızca ve Arapça. Üçü de kıta Afrika’sı dışından gelmiş, üçü de din adına gelmiştir. Afrikalıları Müslümanlaştıran Araplar Arapçayı, Hıristiyanlaştıran İngiliz ve Fransızlar ise İngilizce ve Fransızcayı yerleştirmiştir.

İslam tarihinin ilk üç asrını Araplar, son on asrını ise Türkler önderlik etmiş, kurdukları devletler de kurucu unsurun kültürüne göre şekillenmiştir. Bu tabii ve fıtri bir durumdur.

Milli kimliğimiz maddi unsurlar kadar fiziki varlığımızı bu coğrafyada korumak için gereklidir. Her millet için hava gibi su gibi ekmek gibi vazgeçilmezdir. Bu kimliğe halel getirmek hem geleceğimizin risk edilmesi hem Türkiye’ye ümit bağlamış soydaşlarımızın ümitsizliğe düşmesi hem de emperyal güçlerin Orta doğu ve Avrasya’da planladıkları oyunlara zemin hazırlamaktır. Ayrıca Allah yolunda en fazla şehid vermiş bir milletin mensupları olarak şühedanın muazzez ruhlarını incitmek, Allah’ın gücüne gidecektir. Çünkü Türkler Allah yolunda şüheda olmak için adeta yarışmış, sadece Anadolu’nun değil bütün Ortadoğu’nun Müslüman kalmasını sağlamıştır.


02 Aralık 2013 Pazartesi 15:36
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

Devlet Bahçeli TBMM MHP Grubunda Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, 05 Nisan 2016 - Salı günü TBMM Grup

Devlet Bahçeli'den Diyarbakır Açıklaması !

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır, Mardin ve Şırnak'ta terör saldırıları nedeniyle açıklama

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Bahçeli Sert Konuştu, Herkes ayağını denk alsın!

Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet Bahçeli Twıtter adresinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Devlet Bahçeli Çanakkale Mesajı Yayınladı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL
UHAFACEYENİKATIL