20 Haziran 2018 Çarşamba

Parke sistre cila

Analar ağlamasın!

Ramazan Durmuş

Ramazan Durmuş

E-Posta : rdurmus44@hotmail.com

Canlar yanıyor, algı operasyonları devam ediyor.
Artık kendileri de inkar etmiyor; AKP eliyle canavarlaşan bebek katilleri, güzel memleketimin dört bir yanında cirit atıyor!
İstanbul’da bir başka adla...
Diyarbakır’da başka bir isimle...
Çukurova’da başka bir ihanet çetesiyle...
Sonuçta canlar yanıyor beyler bayanlar canlar...
Analar ağlıyor; feryatlar arşa ulaşıyor; son bir kere yavrusunu görmek adına...
Sonra da terör ağzıyla algı operasyonları...
Efendim; terör araştırmalıymış...
Neyi nerede araştırıyorsunuz ki; zaten Ankara’dalar...
Neyi bulacaksınız ki; hemen yanı başınızdalar...
Öyleyse çare beyler çare...
İşte size iki canlı örnek...
Şimdi birlikte siyaset sahnesinde görev yaptığım genç bir kızımızın feryatla aktardığı çocukluk yıllarına şöyle bir göz atalım:
“- Terörün neyini araştıracak bu komisyon? Dalga mı geçiyorsunuz?
Bana sorun söyleyeyim!
Çocukken terörü ensesinde hissetmiş, gece devriye gezen panzer sesini çocuk aklı ile PKK’nın helikopteri sanıp tepemize bomba atacaklar diye korkudan uyuyamadığım günleri anlatayım. Evimize 500 metre ötedeki benzinliği taradıklarında duyduğum taramalı seslerini annemin bana korkma kızım düğün vardır orada ateş ediyorlar diye kandırmaya çalıştığı akşamı anlatayım!
İstanbul’dan Sivas’a bindiğimiz otobüsün borda berililerce durdurulup otobüste iki teröristin tespit edildiğini ve hatta o teröristlerin kardeşimle benim arkamdaki koktukta oturduğunu öğrendiğimizi, o yaşta yaşadığım korkuları anlatayım!
Babamın iş için gitmek zorunda kaldığı günlerde olur da lojmanı basarlarsa diye, kendimizi korumamız için anneme silah kullanmayı öğrettiği günü anlatayım!
Gelirlerse korkmayacağım ben de vuracağım onlara diye düşünüp korkuyla uyuyamadığım günleri anlatayım!
Ölüm tehdidi alan komutanın karısı ve çocuklarını geçici olarak evimizde ağırladığımız günü anlatayım!
Çok şükür yüzleşmedik, yüzleşebilirdik de... Hep burnumuzun dibinde, gözümüzün önündeydiler.
Ve, soruyor yaşadıklarını ürpererek yazıya dökerken:
"...Dolayısıyla kimi kandırıyoruz. Asır oldu nerdeyse hala mı araştırılacak bir şey var bu meret hakkında? Çocuk mu kandırıyorsunuz? Devletsen, hükümetsen gereğini yapacaksın!
Güya halkın partisi olduğunu iddia eden CHP’liler sıyrılın aristokrat zihninizden, bir adam olun bir zahmet! Dilimizde de tüy bitti ya söyleye söyleye!"

Ne o; ürperdiniz değil mi?
Bakın, şimdi daha çok ürpereceksiniz!
Aşağıda okuyacağınız satırlar da ömrünü dağlarda geçiren emekli bir yiğit askerin hayat hikayesinden bir kesit ve bebek katillerinin kökünü kazımak için önerdiği metotlar...
Yiğit askerimizin jandarma komutanlığında ilk tecrübe günleridir.90’lı yılların başı ve yaş 24 hem komutan hem kaymakam vekili...
Aynı bugün yaşadıklarımız gibi... Terör tırmanmış, her gün şehit haberleri geliyor. Bir şehit ateşi de görev yaptığı ilçeye düşer ve haber verme görevi kendindedir. O eli öpülesi şehit babası ve şehit anası ile yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“...Bir gün İl Jandarma Komutanlığından aradılar ve köyde bir şehit olduğunu ailesine haber vermemi istediler. Köye gittim, şehit babasını köy meydanında buldum. Haberi verdim.
Sustu; ağlamak istedi ağlayamadı.
Bir dakikadan fazla sustuktan sonra saygıyla bana dönerek ‘Vatan sağolsun komutanım’ dedi. Ben görevin sona erdiğini düşünürken, bana dönerek ‘Komutanım bizim ev karşıda, annesine sen söyle. Ben söylemem’ dedi.
Ben de olur diyerek eve gittim. 2 katlı bir köy evi idi. Yandan merdivenle üst kata çıktım. Kapıyı çaldım.
Kısa boylu kilolu, başında yazması ile tam bir Anadolu kadını bütün neşesi ile karşımda idi.
O ana kadar kolay olan her şey zorlaşmış, boğazım kurumuştu.
Öylece bakakaldım. Söyleyemedim hiçbir şey!
Anne bana ‘Komutanım hoş geldin. Hayırdır. Gel yemek ye’ diyor; ben hiçbir şey söyleyemiyordum.
Sonra ‘Benim oğlum aslanım da asker 5 gün sonra gelecek’ dedi.
Sadece boğazımdan hırıltılı bir şekilde ‘Kaybettik’ diyebildim.
O anı hayatım boyunca unutmadım.
O saygılı, neşeli kadın şehit anası göğsüme o kadar kuvvetli bir şekilde vurdu ki, neredeyse aşağıya düşecektim!”
Evet bakın yıl 2015… 24 yıl geride kalmış; değişen bir şey yok. Çözüm diye diye çözülmeye gidilirken uyuyan çok sayın yetkililer yüzünden yaşadıklarımız çeyrek asır öncesindeki gibi... Hala birleri o eli öpülesi analara yavrularının şehit olduğu haberini veriyor.
Bunca yıllık mücadelesinin ardından emekliliğinde bile bu yiğit askerimizden ihanet çeteleri ile mücadele için önemli çağrısı var...
Buyurun, hep birlikte okuyalım:
“...Eyyy büyükler. Eyyy bilenler.. Eyyy çok çookk bilenler. Anaları ağlatmayın. Ocağına ateş düşürmeyin. Sizin hiç 20 yaşında oğlunuz öldü mü? Kıymayın yavrulara.
Hatalar üstüne hatalar yaptınız! Bu sorunu sürdürdükçe sürdürdünüz. 30 yıldır anaları ağlattınız. Artık yeter!
Bilmişlik yapmayın! Her seferinde yeniden aynı hataları yapmayın!
Bu sorunun çözümünün ne olduğunu sizde biliyorsunuz. İsterseniz bir kez de ben hatırlatayım.
1.Bu sorunu her türlü menfaatin üstünde tutun. Bu bir vatan meselesidir. Özellikle TSK komutanlarıma söylüyorum. Tecrübeden faydalanın. Hiçbir tecrübesi olmayan yöneticilere yetkiler vermeyin. 30 yıl önce uyguladığınız ve başarısız olduğunuz ki; 30 yıldır bitmediyse başarı yoktur! Uygulamalardan vazgeçin. Her gün gittiğin yolda yeni bir şey göremezsin. Uygulama anlamında birkaç teklif sunayım;
a. Terörle mücadelenin kuralı yoktur. Talimname kuralları ile bu işi yapamazsınız. Kendine özgü kurallar vardır. Hiçbir eğitimi olmayan yavrularla bu mücadeleyi yapmaya devam ederseniz şehitler verirsiniz. Çok özel birlikler kurun ve bunları teröristlerin yaşam ve hareket şekline göre kullanın. Gizlilik ve küçük birlik hareketi öncelikli olarak yaılmalı. Yani terörist nerede uyuyorsa orada gezsin, nereden su içiyorsa orada su içsin. Onun gibi dağda yaşasın. Ama bu kişilere özel maaş verin. Ülkenin en yüksek maaşı...
b. Teknolojiyi en üst düzeyde kullanın. Haberleşme kanallarını kapatın. Hareketleri noktasal olarak izleyin. Yer altına girdiyse nerede olduğunu tespit edin. Sınırları çok iyi kontrol edin. Kuş bile izinsiz sınırdan girip çıkamasın.
c. Uluslararası kamuoyu oluşturun ve gidin şu Kandil Dağı denilen yeri Kandil Ovası haline getirin.
2. Siyasi istikrar ve güçlü devlet kavramı önemlidir. Gereğini yapın.
3. Çözüm sürecini örgüt ile veya siyasi uzantısı ile değil, o bölge halkı üzerinden yürütün. Yani bölgeyi yaşanabilir hale getirin. İstihdam sağlayın. Hayvancılığı geliştirin. Doğu ve güneye ihracat yapacak büyük firmalara o bölgede istihdamı geliştirecek fabrika kurma iş yerleri açma zorunluluğu getirin, teşvik edin.
4. Bölgede bütünleştirici, kardeşliği geliştirici ulusal faaliyetler yürütün.
Daha yüzlerce madde yazılabilir!
Ama bunları ciddi ve gerçekçi yapın; şekli değil! Bu işin sürdürülebilir yanı kalmamıştır. Ne yapın edin bu sorunu tarihe gömün. Yeter artık analar ağlamasın!”
İşte yiğit askerimin çarpıcı önerileri... Başka söze gerek yok!


06 Ağustos 2015 Perşembe 01:34
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Devlet Bahçeli TBMM MHP Grubunda Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, 05 Nisan 2016 - Salı günü TBMM Grup

Devlet Bahçeli'den Diyarbakır Açıklaması !

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır, Mardin ve Şırnak'ta terör saldırıları nedeniyle açıklama

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Bahçeli Sert Konuştu, Herkes ayağını denk alsın!

Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet Bahçeli Twıtter adresinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ TBMM MHP GRUBUNDA KONUŞTU

Devlet Bahçeli Çanakkale Mesajı Yayınladı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL
yanuhakırmızılıuzun